Yöresel kelimeler, ses değişim varyantları ve anlamsal açıklamaları
Motivasyonumuz daha çok Trabzon/Of ağzı fakat farklı her türlü katkılarınıza açık bir platform.| Kelime | Farklı Söyleniş / Varyant | Yöre / Bölge | Anlamı ve Örnek Cümle |
|---|---|---|---|
| Abanges |
—
|
Doğu Karadeniz |
Kıt akıllı.
|
| Abanslan |
—
|
Doğu Karadeniz |
Aniden.
|
| Abohomis etmek |
—
|
Doğu Karadeniz |
Mısırın yeşil kabuklarını soymak.
|
| Aboskal |
Aposkal
|
Doğu Karadeniz |
Bir işin tamam edilen bölümü.
“Çaylukta aposkali kurdum (işe başladım).”
|
| Abraş |
Apraş
|
Doğu Karadeniz |
İri yarı, biçimsiz..
|
| Abula |
—
|
Doğu Karadeniz |
Abla
|
| Acolmak |
—
|
Doğu Karadeniz |
Acıkmak.
|
| Ağu |
—
|
Doğu Karadeniz |
Zehir.
|
| Ahbin |
Ahpin
|
Doğu Karadeniz |
Gübre, hayvan dışkısı.
|
| Ahıraltı |
Ahıralti
|
Doğu Karadeniz |
Evin dıştan aşağı kısmı.
|
| Alaf |
—
|
Doğu Karadeniz |
Yulaf.
|
| Aletrik |
—
|
Doğu Karadeniz |
Elektrik
|
| Amel |
—
|
Doğu Karadeniz |
İshal.
“Uşaklar amel oldi.”
|
| Anaga |
—
|
Doğu Karadeniz |
Anneanne, Babaanne
|
| Analis |
—
|
Doğu Karadeniz |
Suya konan katı ve kuru şeylerin yumuşaması.
|
| Anca |
—
|
Doğu Karadeniz |
Şimdi.
|
| Ander |
—
|
Doğu Karadeniz |
İşe yaramaz, değersiz, hayırsız gibi olumsuz anlamlarda kullanılır.
“Ander kalsun bu sevdaluk.”
|
| Anderbağa |
—
|
Belirtilmemiş |
Bir işin hayrını görmeyen, girdiği her yere uğursuzluk ve aksilik getiren; ortak malları, tarlayı veya mirası araya fitne sokup dağıtan hayırsız tip.
|
| Anderboğaz |
—
|
Belirtilmemiş |
Yalnızca açgözlü değil; menfaati için her türlü entrikayı meşru gören, hakkı olmayana göz dikip arıza çıkaran fesat ve doyumsuz karakter.
|
| Angmak |
Ankmak
|
Doğu Karadeniz |
Anmak
|
| Angona |
Engoni
|
Doğu Karadeniz |
Zehirsiz, kör yılan.
|
| Aplak |
Ablak
|
Doğu Karadeniz |
Geniş ve yayvan.
“Aplak yüzlü adam.”
|
| April |
Abril
|
Doğu Karadeniz |
Nisan.
“April geldi.”
|
| Arahna |
Arahana
|
Doğu Karadeniz |
Örümcek.
|
| Arakop |
—
|
Doğu Karadeniz |
Mısır fidanı.
|
| Arkuri |
Arkuru
Aygıri
Aygırı
|
Doğu Karadeniz |
Paralel.
“Arkuridan git dedim oa.”
|
| Aruk |
—
|
Doğu Karadeniz |
Zayıf, gıdasız.
|
| Aşana |
Aşena
Aşene
|
Doğu Karadeniz |
Eski evlerde bulunan mutfak.
|
| Ayakolu |
Ayakyolu
Ayak yolu
|
Doğu Karadeniz |
Helâ.
|
| Bakla |
—
|
Doğu Karadeniz |
Fasulye.
“Baklalari soydin mu?”
|
| Bansi |
—
|
Doğu Karadeniz |
Hayvan yemliği
|
| Beşko |
Peşko
|
Doğu Karadeniz |
Soba.
|
| Bet |
—
|
Doğu Karadeniz |
Çirkin.
|
| beyinmek |
beyünmek
|
Doğu Karadeniz |
Büyümek, gelişmek
“"Ne kadar da beyindin!"”
|
| Bezmek |
—
|
Doğu Karadeniz |
Bıkmak, bunalmak
“Bezdum da!”
|
| Biçki |
Piçki
|
Belirtilmemiş |
Odun kesmeye yarayan testere.
|
| Bokkiyen |
Bokyiyen
Boggiyen
|
Doğu Karadeniz |
Şaşırma, şaşkınlık bildiren bir ünlemdir.
|
| Bumbura |
Bumbur
|
Doğu Karadeniz |
Arı.
|
| Caranak |
Caranak
|
Gümüşhane |
Sağnak yağmur
“Caranak koptu”
|
| Ceğerlenmek |
—
|
Doğu Karadeniz |
Meyvenin çürümeye yakın şekerlenip yumuşaması.
“Bu armut iyi ceğerlendi.”
|
| Ceyran |
—
|
Doğu Karadeniz |
Elektrik.
|
| Cicil |
Zizil
|
Doğu Karadeniz |
Toprak solucanı.
“Cicilleri ezmayin.”
|
| Cincinis |
—
|
Doğu Karadeniz |
Kazmayla çalışırken toprağın yamacın aşağı kısmına birikmesi.
|
| Curuh |
Çuruh
Çoruh
|
Doğu Karadeniz |
Ağustos.
“Çuruh ayi geldi.”
|
| Cünah |
Çünah
|
Doğu Karadeniz |
Günah.
“Cünahdu etma oyle!”
|
| Çaçalis |
—
|
Doğu Karadeniz |
Çıplak, mısırı kabuğundan ayırma işi.
|
| Çangal |
—
|
Doğu Karadeniz |
Üstüne, etrafına ot konulan kesilmiş ağaç direk.
|
| Çapula |
—
|
Doğu Karadeniz |
Geleneksel ayakkabı / kara lastik.
|
| Çarambula |
—
|
Doğu Karadeniz |
Ateş böceği.
|
| Çeli |
—
|
Doğu Karadeniz |
Mısırın sap kısmı.
|
| Çirbiden çıkmak |
Çirpiden
|
Doğu Karadeniz |
Bir durumun ya da kişinin hizanın veya ölçünün dışına taşması.
“Bu çocuk iyicene çirbiden çıktı artık!”
|
| Çivit |
Civit
|
Doğu Karadeniz |
Meyvenin çekirdeği
|
| Çorlanmak |
Corlanmak
|
Doğu Karadeniz |
Yemek, zıkkımlanmak
“Alun corlanun oriya.”
|
| Daraba |
Taraba
|
Belirtilmemiş |
Ahırda hayvanları ayırmak için kullanılan tahta engel.
|
| Darı |
Dari
|
Doğu Karadeniz |
Mısır.
|
| Dentiz etmek |
Dentizlemek
dendiz etmek
tentiz etmek
kestiz etmek
|
Doğu Karadeniz |
Havanın ayaza çekmesi, havanın soğuması.
“Hava dentiz etti, üstüne birşeyler al.”
|
| Deşurmek |
Deşürmek
|
Doğu Karadeniz |
Toplamak.
“Bu sene armutlari deşurdunuz mi?”
|
| Efteri |
İfteri
|
Doğu Karadeniz |
Eğrelti otu.
|
| Esseh |
—
|
Doğu Karadeniz |
Gerçek.
|
| Eşkin |
—
|
Doğu Karadeniz |
Ağaç filizi.
|
| Farfara |
|
Doğu Karadeniz |
Kelebek.
|
| Fışkı ye |
Fuşki ye
|
Doğu Karadeniz |
Ne yersen ye, ne yaparsan yap anlamında bir serzeniş/öfke ifadesi.
|
| Fitruka |
—
|
Doğu Karadeniz |
Kestane, fındık gibi yemiş tohumlarının toprakta köklenerek verdiği yeni yetişen filize denir. Güzel ve alımlı (mecaz)
“Tam bi fitruka olmiş.”
|
| Fufu |
Fufulca
Fufilca
|
Doğu Karadeniz |
Çocuk dilinde yara.
“Suratlarinda hep fufulca çıkdi.”
|
| Gagavuç |
—
|
Belirtilmemiş |
Her söze burnunu sokan, gagasını her tencereye daldıran; çağrılmadığı yere gidip lüzumsuz konuşmalarla huzur bozan patavatsız kişi.
|
| Gardel |
ğardel
|
Çaykara |
Çocuk
“Do ğardelis buçegayen? (Çocuğun nerede?)”
|
| Gart |
—
|
Doğu Karadeniz |
Sert, taze olmayan yiyecek veya kartlaşmış bitki.
|
| Gaybana |
Kaybana
Gayibana
|
Trabzon |
Kötü
“Gaybananın dölü”
|
| Gemre |
|
Doğu Karadeniz |
Gübre.
|
| Gobel |
Kopel
Kobel
|
Doğu Karadeniz |
Piç, yaramaz çocuk.
|
| Godarmak |
Kodarmak
|
Doğu Karadeniz |
Tabağa yemek koymak, servis etmek.
|
| Godoş |
—
|
Belirtilmemiş |
Bozucu, kötü niyetli.
|
| Gofte |
—
|
Belirtilmemiş |
İş bozan, tekerine çomak sokan, fitneci, sinsi.
|
| Gofti |
—
|
Belirtilmemiş |
İçi boş, çürük veya dolgunlaşmamış.
|
| Gorgor |
—
|
Belirtilmemiş |
Sürekli arkadan homurdanan, yüzüne bir şey demeyip arkasını dönünce dedikodu ve fitneyle milleti gaza getiren, alttan alta huzursuzluk kaynatan içten pazarlıklı mizaç.
|
| Gorgot |
—
|
Belirtilmemiş |
Değirmende iri çekilmiş mısır kırması veya bu yarmayla yapılan yöresel çorba/lapa. Un kadar ince olmayan, taneli kırılmış mısırdır.
“Bi gorgot çorbası yapsana.”
|
| Goruk |
Koruk
|
Doğu Karadeniz |
Kötü çıkması.
“Armut goruk çıkti.”
|
| Gosi |
—
|
Doğu Karadeniz |
Büyük anne tavuk, kuluçka tavuğu.
|
| Got gafali |
—
|
Doğu Karadeniz |
Anlayışı kıt.
|
| Göreslemek |
—
|
Doğu Karadeniz |
Özlemek, göresi gelmek.
|
| Görüm |
—
|
Doğu Karadeniz |
Kocasının kız kardeşi.
|
| Gugar |
—
|
Doğu Karadeniz |
Fındık veya meyve ağacı dallarını aşağıya çekmek için kullanılan bir ucu kısa bir ucu uzun çatal şeklinde ağaç dalı.
|
| Gugucca |
Guguçça
|
Doğu Karadeniz |
Sivilce.
|
| Gumul |
Kumul
|
Doğu Karadeniz |
Yığın, ot yığını.
“Basma o gumula!”
|
| Gumul |
—
|
Doğu Karadeniz |
Miktar olarak çok fazla, yığın.
|
| Haçan |
Haçanki
Haçan ki
|
Doğu Karadeniz |
Mademki, ne zaman ki, madem öyle.
“Haçan gelmeyecektin, niye haber vermedin?”
|
| Handoşira |
Handuşer
|
Belirtilmemiş |
Kirpi
|
| Haneka |
Hanega
|
Doğu Karadeniz |
Yayla evinde kiler.
|
| Hara huri |
Hara hıri
|
Doğu Karadeniz |
Eften püften.
|
| Harhadaş |
Harhada
|
Belirtilmemiş |
Kaba saba, hoyrat, insanların arasını yapıcı konuşmak yerine çat pat laflarla kırıp döken, nezaketsiz ve huzur bozan mizaç.
|
| Harhur |
Harhurcu
Harhurluk
|
Belirtilmemiş |
İşi sürekli gürültüye, bağırıp çağırmaya boğan; haksız olduğu halde yaygara kopararak haklı çıkmaya çalışan baskıcı karakter.
|
| Hars |
—
|
Belirtilmemiş |
Fasulye/bağ sırığı veya çit kazığı
|
| Hayf |
|
Doğu Karadeniz |
İntikam.
“Hayfuni alamadun mi ?”
|
| Hayin |
Hayın
|
Doğu Karadeniz |
Çok, aşırı, müthiş, yaramaz, çetin, kurnaz
“Ne hayin uşak.”
|
| Hohol |
—
|
Belirtilmemiş |
Karmakarışık, ipliklerin karışıp mahvolması.
“Hohol oldi gene!”
|
| Hohol |
—
|
Belirtilmemiş |
Karmakarışık, ipliklerin karışıp mahvolması.
“Hohol oldi gene!”
|
| Hoşot |
Hoşod
hoşöd
|
Doğu Karadeniz |
Posa.
“Çayun hoşotlarini dok.”
|
| Huduş |
—
|
Doğu Karadeniz |
Mısır yaprağı.
“Huduşlarını soy da peşkeye at.”
|
| İlistir |
Listir
İlistire
|
Doğu Karadeniz |
Kevgir, delikli süzgeç.
“Makarnayı ilistire döküp süzdü.”
|
| İşkebit |
İskebit
|
Trabzon ve Of |
Bal yapmayan, normal arılara göre daha iri olan zehirli bir yaban arısı türüdür. Eşek arısı sınıfına girer, soktuğunda can yakar ve normal bal arıları gibi iğnesini bırakıp ölmez, birden fazla sokabilir.
|
| Kafeka |
Kafega
|
Doğu Karadeniz |
Küçük güğüm.
|
| Kaful |
gaful
|
Doğu Karadeniz |
Ufak bitki ve/veya ağaç öbeği, çay veya fındık ağacı topluluğu.
|
| Kalafika |
Kalafiga
|
Doğu Karadeniz |
Sırt sepeti.
|
| Kancık |
Gancık
|
Belirtilmemiş |
Verilen sözü arkadan dolanarak bozan, mertçe yüzleşmek yerine pusu kurup arkadan vuran kalleş mizaç.
|
| Kancur |
Gancur
|
Belirtilmemiş |
Eğri büğrü iş yapan; doğru dürüst durmayıp lafı da işi de hep tersinden anlatan ve araya nifak tohumu eken hilebaz kişi.
|
| Karakoncolos |
—
|
Belirtilmemiş |
Suratsız, her girdiği ortamın neşesini kaçıran, uğursuzluk ve huzursuzluk yayan huysuz kişi.
|
| Kargana |
—
|
Belirtilmemiş |
Sürekli didişen, her şeye muhalefet eden, huzur bozmaktan zevk alan huysuz ve kavgacı kadın/erkek karakteri.
|
| Kendir |
—
|
Doğu Karadeniz |
Kenevir
|
| Kenef |
—
|
Belirtilmemiş |
Tuvalet
|
| Kip |
Kib
|
Doğu Karadeniz |
Sıkı, fit.
|
| Kirez |
Kiraz
|
Doğu Karadeniz |
Haziran.
“Kirez ayi geldi.”
|
| Koçayı |
Kocayi
|
Belirtilmemiş |
Ekim
|
| Koliva |
—
|
Doğu Karadeniz |
Haşlanmış mısır.
|
| Kolof |
Golof
|
Doğu Karadeniz |
Pide.
|
| Komar |
—
|
Belirtilmemiş |
Kısa boylu bodur çalılık, ormangülü.
|
| Komri |
—
|
Doğu Karadeniz |
İskemle
|
| Kopça |
—
|
Doğu Karadeniz |
Düğme, metal kopça.
|
| Koruk |
|
Doğu Karadeniz |
Koru.
|
| Kot |
|
Doğu Karadeniz |
Bir tahıl ölçüsü.
|
| Kot |
|
Doğu Karadeniz |
Bir tahıl ölçüsü.
|
| Kön |
Gön
|
Doğu Karadeniz |
Deri
|
| Kötek |
|
Doğu Karadeniz |
Dayak.
|
| Kukol |
Gugol
|
Belirtilmemiş |
Biçilen otların kurutulmak üzere üst üste konup koni şeklinde tepecik haline getirilmesi, ot yığını.
|
| Kupli |
—
|
Doğu Karadeniz |
Asma kilit.
|
| Kuvar |
Guvar
|
Doğu Karadeniz |
İplik yumağı, yumak.
|
| Külfet |
|
Doğu Karadeniz |
Ev halkı, yük.
|
| Küski |
—
|
Belirtilmemiş |
Delik açmada kullanılan uzun demir.
|
| Lağop |
Lagap
|
Doğu Karadeniz |
Lakap.
|
| Lapaza |
|
Doğu Karadeniz |
Bir ot türü (genellikle istenmeyen).
|
| Lengerboğaz |
—
|
Belirtilmemiş |
Hak gözetmeden başkasının payına el uzatan, doyurması imkânsız olan ve sınır/arazi davalarında hep fazlasını isteyen arsız muhteris.
|
| Lobiya |
Lopiya
|
Belirtilmemiş |
Taze fasulye (özellikle tarlada sırıklara sarılan yerli fasulye türü).
|
| Lüküs |
Lügüs
|
Doğu Karadeniz |
Bir aydınlatma aracı.
|
| Made |
made
|
Çaykara |
Göz
“Do mades uçeleb mi? (Gözlerin görmüyor mu?).”
|
| Malez |
—
|
Doğu Karadeniz |
Unla su karışımı; cıvık olma hali, mama kıvamı.
|
| Manca |
—
|
Belirtilmemiş |
Kabak veya lahana yemeği.
|
| Mertek |
—
|
Belirtilmemiş |
Merdiven.
|
| Meşebe |
Meştebe
|
Belirtilmemiş |
Maşrapa
|
| Mintan |
|
Doğu Karadeniz |
Gömlek.
|
| Mucurum |
—
|
Doğu Karadeniz |
Sakat, beceriksiz, pasif kişi.
|
| Mudara etmek |
—
|
Belirtilmemiş |
Minnet etmek
|
| Muh |
Muğ
|
Doğu Karadeniz |
Çivi.
|
| Muncur |
Muncir
|
Doğu Karadeniz |
Dudak
“Yerum o muncurlaruni!”
|
| Muzır |
Muzir
muzur.
|
Belirtilmemiş |
Hoş görülebilen, sevimli bir yaramazlık veya hınzırlık yapan kişi (özellikle çocuklar) için.
“Çok muzır bir çocuk.”
|
| Niza |
|
Doğu Karadeniz |
Çatışma, kavga.
|
| O ki |
O gi
|
Belirtilmemiş |
Mademki
|
| Ofurmak |
|
Doğu Karadeniz |
Üflemek.
|
| Oğure gelmek |
Öğüre gelmek
Uğure gelmek.
|
Doğu Karadeniz |
Boğaya gelmek veya kızana gelmek.
|
| Paci |
Paççi
Paçi
|
Doğu Karadeniz |
Küçük kız çocuğu.
|
| Pelit |
—
|
Belirtilmemiş |
Meşe palamudu; meşe ağacının tohumu/meyvesi.
|
| Peşkir |
|
Doğu Karadeniz |
Havlu.
|
| Pisik |
Bisik
|
Belirtilmemiş |
Kedi
|
| Pondul |
Pandol
Pantol
|
Doğu Karadeniz |
Pantalon.
“Pondul giymiş.”
|
| Psomi |
psomi
|
Çaykara |
ekmek
“Psomi ebires mi? (ekmek aldın mı)”
|
| Purtul purtul olmak |
Pürtül pürtül olmak
|
Belirtilmemiş |
Lif lif ayrılması, yıpranıp dökülmesi veya yüzeyinin pürüzlenmesi
|
| Sef |
—
|
Belirtilmemiş |
Yanlış
“Sefluklan yapmiştur!”
|
| Serender |
—
|
Doğu Karadeniz |
Hububatın konulduğu, direkler üzerine yapılmış serin depo.
|
| Simarlama |
—
|
Belirtilmemiş |
Ismarlama
|
| Sinor |
Sınor
Sinör
|
Doğu Karadeniz |
Sınır, arazi hududu
|
| Su dökmek |
|
Doğu Karadeniz |
Çiş yapmak.
|
| Suğnis etmek |
Zuğnis etmek
|
Belirtilmemiş |
Yemeğin tencerenin dibine tutması,yanması.
|
| Susanmak |
|
Doğu Karadeniz |
Susamak.
|
| Şafla |
—
|
Belirtilmemiş |
Ağız akıntısı, salya.
|
| Şalapoti |
—
|
Belirtilmemiş |
İki yüzlü davranan, bir tarafın yanındayken diğer tarafı yeren, nabza göre şerbet verip iki cepheyi birden idare eden kaypak karakter.
|
| Şamar |
|
Doğu Karadeniz |
Tokat.
|
| Şelek |
Şeley
Şeleyk
|
Karadeniz / Doğu Anadolu |
Sırtta taşınan yük, çalı çırpı bağı.
“Bir şelek odunla bayırdan aşağı indi.”
|
| Şip |
—
|
Doğu Karadeniz |
Hızlı, çabucak.
|
| Tahra |
Tara
|
Doğu Karadeniz |
Küçük balta.
|
| Tas |
—
|
Doğu Karadeniz |
Kel, saçsız, anlayışı güç (mecaz)
“Tas kafali uşak!”
|
| Terek |
|
Doğu Karadeniz |
Raf.
|
| Ufandi |
Ufanti
Ufantı
Ufandika
|
Doğu Karadeniz |
Ekmek kırıntısı.
|
| Ugada |
Ogada
Okada
|
Doğu Karadeniz |
O kadar, çok.
“Ugada güzel ki!”
|
| Urum |
—
|
Doğu Karadeniz |
Rum
“Urumun kızi.”
|
| Urus |
—
|
Doğu Karadeniz |
Rus
“Urustur onlar.”
|
| Uşak |
Uşag
|
Belirtilmemiş |
Çocuk.
|
| Uzum ayı |
Yuzum ayı
|
Belirtilmemiş |
Kasım
|
| Varagel |
Varangel
|
Belirtilmemiş |
Teleferik.
|
| Varyoz |
|
Doğu Karadeniz |
Balyoz.
|
| Yalak |
—
|
Belirtilmemiş |
Ağaçtan oyulmuş hayvanların su içtiği büyük oluk.
|
| Yalak |
—
|
Belirtilmemiş |
Ağaçtan oyulmuş hayvanların su içtiği büyük oluk.
|
| Yangaz |
—
|
Doğu Karadeniz |
Dolandırıcı, hilekâr, yaramaz/düzenbaz kişi.
|
| Yansilemak |
Yansilamak
|
Doğu Karadeniz |
Alaycı şekilde taklit etmek.
“Niye yansilaysun uşaği?”
|
| Yesyeni |
—
|
Doğu Karadeniz |
Yepyeni.
|
| Zırtapoz |
Zırtaboz
|
Belirtilmemiş |
Nerede duracağını bilmeyen, saygısızca lafa girip ortamın ciddiyetini bozan, güvenilmez ve laubali kişi.
|
| Zırza |
Zirza
|
Belirtilmemiş |
Menteşe
|
| Zırzavatçı |
—
|
Belirtilmemiş |
Lafı çok ama özü olmayan; ciddiyetsiz, uyduruk bahanelerle ortak işleri aksatan ve sorumluluktan kaçan güvenilmez insan.
|